Güncel Hukuki Gelişmeler
Aşkın (Munzam) Zarar ve Enflasyon: AYM'nin Caner Şafak Pilot Kararı Ne Değiştirdi?
Yazar: Av. Halil Delil BEYAZTAŞ
Para borcunun geç ödenmesi hâlinde alacaklı kural olarak temerrüt faizine hak kazanır; ancak yüksek enflasyon dönemlerinde, yıllar sonra tahsil edilen alacağın faiziyle birlikte dahi gerçek ekonomik değerini koruyamaması mümkündür. Türk Borçlar Kanunu m. 122, temerrüt faizini aşan bu zararın belirli şartlarla tazminine imkân tanır; Anayasa Mahkemesinin 8 Temmuz 2025 tarihli Caner Şafak kararı, bu alandaki ispat sorununu yapısal bir mesele olarak ele alması nedeniyle önemlidir.
TBK m. 122 Kapsamında Aşkın Zarar
Aşkın zarar, borçlunun temerrüdü nedeniyle doğan ve temerrüt faiziyle karşılanamayan ek zarardır; TBK m. 122'ye göre alacaklı temerrüt faizini aşan bir zarara uğramışsa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bu düzenleme her enflasyon farkının otomatik olarak tazmin edileceği anlamına gelmez; klasik Yargıtay yaklaşımında alacaklının temerrüt faizi üzerindeki zararını somutlaştırması ve temerrüt ile zarar arasındaki bağı ortaya koyması aranmıştır, bu ispat standardı özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde yoğun tartışma yaratmıştır.
AYM'nin 2024/41763 Başvuru Numaralı Pilot Kararı
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Caner Şafak başvurusunda (B. No: 2024/41763) mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verdi; karar 29 Eylül 2025 tarihinde kamuoyuna duyuruldu. Başvurunun temelinde, 2010 yılında başlatılan bir icra takibindeki alacağın uzun yıllar sonra yasal faiziyle tahsil edilmesine rağmen enflasyon karşısında ciddi değer kaybına uğraması bulunuyordu; başvurucunun TBK m. 122 kapsamında açtığı dava, somut zararını ayrıca kanıtlayamadığı gerekçesiyle sonuçsuz kalmıştı. AYM, sorunun tekil dosyadan ibaret olmadığı sonucuna ulaşarak pilot karar usulünü uyguladı ve yapısal sorunun giderilmesi için kararın TBMM'ye bildirilmesine hükmetti.
Pilot Karar Ne Anlama Geliyor?
Pilot karar, TBK m. 122'nin yürürlükten kalktığı veya her alacaklının enflasyon farkını doğrudan tahsil edebileceği anlamına gelmez; kararın asıl önemi, mevcut hukuk ve yargısal uygulamanın yüksek enflasyon karşısında alacağın gerçek değer kaybını giderecek etkili bir hukuk yolu sunup sunmadığını anayasal düzeyde sorgulamasıdır. Bu nedenle yeni davalarda yalnız TÜFE, döviz veya altın artışını gösteren soyut hesapla yetinmenin otomatik kabul sağlayacağı söylenemez; somut zarar, illiyet bağı, borçlunun temerrüdü ve TBK m. 122 şartları hâlen dava stratejisinin merkezindedir, bunun yanında AYM'nin pilot kararındaki anayasal değerlendirme mutlaka dikkate alınmalıdır.
Denkleştirici Adalet ile Aşkın Zarar Karıştırılmamalı
Sebepsiz zenginleşmede paranın güncellenmesine ilişkin denkleştirici adalet yaklaşımı ile sözleşmesel para borcunda temerrüt faizini aşan TBK m. 122 zararı aynı hukuki kurum değildir; Yargıtay'ın sebepsiz zenginleşme dosyalarında kullandığı enflasyon, döviz, altın ve benzeri ekonomik göstergelerin ortalamasına dayanan hesap yöntemlerini her aşkın zarar davasına doğrudan taşımak doğru değildir.
Önemli
Caner Şafak pilot kararı, aşkın zarar davalarında önemli bir anayasal dönüm noktasıdır; fakat otomatik bir 'enflasyon farkı alacağı' yaratmamıştır.
Uygulamada TBK m. 122 şartları ile AYM'nin etkili başvuru ve mülkiyet hakkına ilişkin tespitleri birlikte değerlendirilmelidir; yeni bir yasal düzenleme yapılması hâlinde dava stratejisinin yeniden gözden geçirilmesi gerekecektir.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirme değişebilir.
İlgili Mevzuat
- Anayasa Mahkemesi, Caner Şafak, B. No: 2024/41763, 08.07.2025 (pilot karar)
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.117 ve m.122